Skolyoz, temel olarak omurganın bel ve sırt bölgesinde görülen, arkadan bakıldığında düz olması gereken omurganın S şeklinde eğrildiği ilerleyici bir rahatsızlıktır. Genellikle ergenlik çağında ortaya çıksa da her yaşta görülebildiğini; başlangıçta kozmetik problemlerle kendini gösterirken, ileri derecelerde solunum ve kalp rahatsızlıklarına yol açabildiğini hastalarımıza açıklıyoruz. Kliniğimize başvuran vakalarda; vücudun sağa ya da sola doğru asimetrisi, omuz seviyelerinde dengesizlik, öne eğilindiğinde sırtta kabarıklık oluşması (rib hump) ve deri katlantılarında asimetri gibi belirtiler tespit ediyoruz. Skolyozu kliniğimizde; doğumsal (konjenital), idiopatik, erken dönem, travmaya bağlı, dejeneratif, nöromüsküler ve diğer tipler olarak hassas bir şekilde sınıflandırıyoruz. Tanı aşamasında çocuklarını en iyi tanıyan kişilerin ebeveynler olduğunu biliyor ve onların gözlemlerine çok değer veriyoruz. Çocuğun üst vücudu çıplakken yaptığımız klinik gözlem ve tüm omurgayı içine alan röntgen ölçümleriyle tanıyı koyabiliyor; sebebe yönelik daha detaylı analizler için tüm omurgayı içeren MR ve BT çekimlerini de gerçekleştiriyoruz. Tedavi planımızı skolyozun türüne, sebebine, hastanın yaşına, hastalığın yerine ve derecesine göre, tamamen hastaya özel seçeneklerle belirliyoruz. Hastalık ne kadar erken dönemde yakalanırsa başarı şansımızın o kadar yüksek olduğunu özellikle vurguluyoruz. Eğrilik derecesi 0-20 arasında olan hastalarımızı belli aralıklarla röntgenle izliyor, 0-40 derece aralığındaki hastalarımıza skolyoza özel egzersizler (Schroth egzersizleri) ve kondisyon çalışmaları öneriyoruz. 20-40 derece arasındaki eğriliklerde ise korse uygulamalarını başarıyla değerlendiriyoruz. 40 derecenin üzerindeki eğriliklerde cerrahi tedavi seçeneğini uyguluyor, ameliyatlarımızda güvenilir titanyum çubuklar ve vidalar kullanıyoruz. Ameliyatın maksimum güvenliği için, işlem sırasında sinir iletiminin sağlıklı olduğunu sürekli gösteren nöromonitörizasyon (sinir görüntülemesi) sisteminden faydalanıyoruz. Cerrahi sonrası hastalarımızı ertesi gün hemen yürütüyor ve yaklaşık 2 hafta içinde rutin hayatlarına dönmelerini sağlıyoruz. Tanı ve tedavideki yenilikleri kliniğimizde yakından takip ederek, yapılan genetik analizler sonucunda hastalığın hızlı ya da yavaş seyredeceğini dahi öngörebiliyoruz. Cerrahi tedavi gerektiren hastalarımızda, standart vida-çubuk ameliyatına alternatif olarak geliştirilen ve halk arasında ipli ameliyat olarak bilinen bant ile gerdirme (Anterior Tethering) yöntemini de başarıyla uyguluyoruz. Bu ameliyatın küçük kesilerle yapılması ve büyümeye müsaade eden omurga esnekliğini tamamen koruması gibi çok önemli avantajları hastalarımıza sunuyoruz.
