Uyluk kemiğinin üst bölgesini (boyun ve etrafı) ilgilendiren kalça kırıklarını her yaşta görsek de, kliniğimizde bu durumu sıklıkla yaşlılık döneminde osteoporoza (kemik erimesine) bağlı olarak tedavi ediyoruz. Gençlerde yüksek enerjili travmalarla oluşan bu kırıkların, yaşlılarda basit bir halıya takılıp düşme gibi düşük enerjili travmalarla bile gelişebildiğini biliyoruz. Özellikle menopoz sonrası kadınlarda osteoporoz hızlandığı için, bu kırıkları kadın hastalarımızda daha sık gözlemliyoruz. İleri yaşla birlikte artan tansiyon düzensizliği, görme bozukluğu, refleks ve kas gücü azalmalarının kişiyi düşmeye yatkın hale getirdiğini; düşmelerin yüzde 2’sinden azı kırıkla sonuçlansa da kalça kırığı için bu enerjinin fazlasıyla yettiğini belirtiyoruz. Hastalarımız yürüyememe ve kalça-kasık bölgesinde şiddetli ağrı şikayetiyle acil servisimize başvurmaktadır. Tanıyı genellikle basit bir röntgenle koysak da, ayrışmamış kırıklarda bilgisayarlı tomografi ve MR çekebiliyoruz. Yaşlı hastalarımızın açıklanamayan kasık ve kalça ağrılarında kırık ihtimalini mutlaka akılda tutuyoruz. Yaşlı hastalarımızın bir an önce eski hayatlarına dönmelerini hedeflediğimiz için cerrahi müdahaleyi tek tedavi seçeneği olarak görüyoruz. Cerrahi olarak kırık parçaları bir araya getirip kaynatmaya yönelik osteosentez ameliyatlarını veya tam yük vermek gereken ileri yaş hastalarımızda kırık parçanın tamamen uzaklaştırılıp yerine protez konulduğu ameliyatları tercih ediyoruz. Ameliyat edilmeyen yaşlı hastalarda ağrı nedeniyle hareketin sıfıra inmesinin; metabolik dengeleri bozacağını, şeker, kalp ve akciğer hastalıklarını ağırlaştıracağını ve yatak yaralarına yol açacağını hastalarımızın yakınlarına önemle açıklıyoruz. Aylarca bakımla hayatta kalınsa bile bu kırıkların çoğunlukla kendiliğinden kaynamadığını ve yürümeye engel ciddi bir sakatlık bıraktığını unutmamak gerekir.
